Bireyden Topluma Gönüllülük
Bazen bir şeylerin değişmesini istiyoruz ama nereden başlayacağımızı bilemiyoruz. Gönüllülük, tam da bu noktada küçük bir başlangıç yapma fırsatı sunuyor. Bireylerin yaptığı bu küçük başlangıçlar toplumda büyük değişimlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Toplumda birçok iyi değişime sebep olabilecek gönüllülük çalışmalarında minik de olsa bir katkısının olması, insanın motivasyonunu artırıyor; insanı daha fazlasını yapmaya teşvik ediyor. Bir karşılık beklemeden başkaları için çalışmak olarak tanımlanabilen gönüllülük aslında tam da bu noktada hem topluma hem de bireye birçok fayda sağlıyor.
Özellikle genç yaşlarda bu gönüllülük dünyasına atılmak insanın bilinçlenmesini sağlıyor ve adeta hayata karşı bakış açısını değiştiriyor. Gönüllü çalışmalar sayesinde bireyler yalnızca yardım etmeyi değil, sorumluluk almayı ve birlikte hareket etmeyi öğreniyor. Bu da bireylerin toplumda kendine daha rahat yer bulmasını sağlıyor ve dayanışma duygusunu güçlendirerek toplumun bir arada kalmasına yardım ediyor.
Bireysel açıdan bakıldığında gönüllülüğün, kişinin kendini geliştirmesinde büyük bir yeri vardır. Yeni insanlarla tanışmak ve onlarla ortak bir amaca hizmet etmek; kişinin öz güvenini artırır, sorumluluk bilincini güçlendirir ve iletişim becerilerini geliştirir. Gönüllülük aynı zamanda bireylere farklı hayatlara dokunma şansı sunarak bireylerin empati duygusunu güçlendirir. Ayrıca gönüllülük, bireylerin sıkça kendine sorduğu “Ben ne yapabilirim?” sorusuna da iyi bir cevaptır. Küçük ya da büyük fark etmeksizin sarf edilen her türlü çaba takdir görür ve daha büyük amaçlara katkı sağlar. Kendi katkılarının toplumda bir değişime yol açabileceğini gören bireylerin ise topluma karşı aidiyet ve güven duygusu gelişir.
Toplumsal açıdan ise gönüllülük dayanışmayı güçlendiren önemli bir unsurdur. Gönüllülük, o toplumdaki yardımlaşmanın artmasını ve bireylerin toplumsal sorunlara karşı daha duyarlı olmasını sağlar. Gönüllü çalışmalar sayesinde bireyler yaşadıkları çevredeki sorunlara daha yakından bakma fırsatı bulur ve bu sorunlara karşı kayıtsız kalmamayı öğrenir. Farklı yaş gruplarından gelen, farklı yetiştirme tarzlarına ve hayat tercihlerine sahip olan insanların gönüllülük çatısı altında bir araya gelmesi, toplumsal bağları güçlendirirken önyargıların da kırılmasına yardımcı olur. Eğitimden çevreye, sosyal adaletten kültürel faaliyetlere kadar pek çok alanda gönüllülerin üstlendiği aktif roller toplumun gelişmesine katkı sağlar. Gönüllülüğün süreklilik kazanması, toplumsal sorunlara geçici çözümler üretmek yerine daha kalıcı ve etkili sonuçlar ortaya çıkarır. Devlet kurumlarının tek başına yeterli olamadığı noktalarda sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler devreye girerek bu açıkların kapanmasını sağlar.
Sonuç olarak gönüllülük, bireyin kendini geliştirdiği, toplumun ise güçlendiği ortak bir alandır. Bireyden topluma yayılan bu etki, daha bilinçli, sorumluluk sahibi ve dayanışma içinde bir toplumun oluşmasına katkı sağlar.
Feyza Tekinkaya
Yücel Kültür Vakfı
Gönüllü Yazar