Improdancefest ile Röportaj

Birbirimizden ve birlikte var olabildiğimiz tüm alanlardan uzaklaştığımız bir yıl olan 2021’de ilk festivalini çevrim içi olarak gerçekleştiren Improdancefest, ikinci yılında ise adeta biriken birliktelik özlemi ve enerjinin patlamasıyla İstanbul’un her yanına yayılmıştı. 2022 yılında ilk kez yüz yüze düzenlenen festival çeşitli sanat mekanları, galeriler, müzeler ve kamusal alanda etkinliklerini gerçekleştirmişti. Mekanların çeşitliliği yanı sıra, Improdancefest, etkinliklerini ve festivallerini Türkiye’den ve dünyanın her bir yanından sanatçılar, öğrenciler, meraklılar, topluluklar ve katılımcıların eşliğinde sürdürmüştü. Türkiye’nin ilk ve tek doğaçlama dans festivali unvanına sahip olan Improdancefest’in önceki yılları hakkında bilgi almak, içyüzünü tanımak, bizi 2023’te nelerin beklediğini öğrenmek için festival direktörü Damla Durman ve proje koordinatörü Esma Akın'la konuştuk.

Maya: Konuşmamıza festivalin en temelinden başlamak gerekirse, doğaçlama kavramının ne olduğundan biraz bahseder misiniz?

Esma: Bu soruya Pina Bausch'tan bir alıntıyla cevap vermek isterim. Doğaçlama, bireyin içinde yaşanan psikolojik, duygusal gerilimler, içgüdü ve tutkular, gerçek nesnelerin, hareketlerin ve olayların beden yoluyla temsil edilebilmesi, simgeleştirilmesiyle ilintilidir. Bu bağlamda doğaçlama, bir ön hazırlık yapmadan bir form üstüne çalışmak ve sanatsal ifadeyi ona dayanarak yaratmak olarak da algılanmaktadır. Gözün yorgun düştüğü bir yerde algı yeteneği de sendelemeye başlamıştır. Modern özne anlayışının dans ve doğaçlamayla yeniden sunumu bir çeşit “eylem” niteliği de taşımaktadır. Bir olguya, nesneye ve duruma olağanın dışında bakmak, yeni bir yorumu ve eleştirel bakış açısını beraberinde getirmektedir. Doğaçlama dans, bu bakımdan toplumsal bir durumu eleştiri niteliği de taşıyabilir; içinden çıkılamayan tarifi kelimelerle zor ifade edilebilecek soyut bir durumu beden dili ve dans yoluyla somutlaştırma eylemi olarak da ortaya çıkabilir.

Damla: Doğaçlama sürprizi, anda mevcut olmayı içinde barındıran, bilinçli veya bilinçdışı hallerin birbiriyle karşılaşması, bedenine, enstrümanına hakim ve her tonunu, notasını, dinamiğini keşfetmeye açık bir halden büyük bir yaratıcılığı ortaya çıkaran bir oyun alanı. Doğaçlamanın farklı disiplinlerle diyaloğu bu alanın keşfe her an açık olması demek. Doğaçlama dansı pratik eden sanatçılarla konuştuğumda kendilerini son derece bedenleriyle, dünyayla bağlantılı, mevcut, farkında, güçlü, dolu ve özgür hissettiklerini paylaştılar. Doğaçlamanın farklı disiplinlerle diyaloğu bu alanın keşfe her an açık olması demek.

Maya: Peki bu tanım bağlamında ilerleyecek olursak, neden “Doğaçlama Dans” festivali? Bu festival için doğaçlamanın önemi nedir?

Esma Akın, Fotoğraf: Ömer Yüksekeker

 

 Esma: Doğaçlama tekniği uluslararası platformlarda 1970’lerden beri kullanılan bir teknik, konservatuvarlardan tutun terapist ve fizyoterapistlere kadar kullanılan geniş bir
 spektrumu var. Festival kapsamında doğaçlamanın önemi ise tüm önyargılardan ve kurallardan sıyrılıp bize bir buluşma ve yaratma alanı açması. Her yerde dans her yerde
 hareket mottosuyla yolda olduğumuz sürece klasik sahne kurallarının yanında kamusal alanlarda da yaratabildiğimiz bir festival yapısı sunmamıza olanak sağlıyor.

Damla Durman, Fotoğraf: Alahattin Kanlıoğlu

Damla: Festivalin çıkış noktasında herkesin dansa önyargısız bir yaklaşımla hemzemin bir alanda hareket etmesi ve doğaçlamanın dans alanında araştırılmaya açılması bulunuyor. Doğaçlama dans bizleri daha özgürlükçü bir alanda buluşturarak mekan, zaman ve farklı dinamikleri bedenimiz ve varoluşumuzla araştırabilmemizi sağlıyor. Zihnin ve bedeni özgürleştiren ve anda tutan doğaçlama dans, farklı geçmişlerden gelen insanların bir arada hareket etmesine alan açıyor. Dansçıların ve müzisyenlerin birlikte doğaçladığı performanslar, mekana özgü yapılan araştırmalar, anda oluşturulan kompozisyonlar ve açık dans çemberleri buluşmalarıyla doğaçlama pratiğinin araştırılmasını ve insanlarla tanışmasını yaygınlaştırıyoruz. Programımızda doğaçlama dansın yanı sıra çağdaş ve farklı dans türlerinden performans ve atölyelere de yer veriyoruz. Türkiyedeki dans alanının ihtiyaçlarını zaman içerisinde daha da iyi kavradıkça anda araştırılan formların yanı sıra yapılandırılmış, koreografik işleri de yaygınlaştırmamız gerekiyor.


Fotoğraf: Ömer Yüksekeker

Maya: Dans gibi oldukça bedene, harekete ve birlikteliğe dayalı bir alanda gerçekleştirilen bu festival 2021’de, yani pandemi sürecinde, çevrim içi olarak ortaya çıktı. Festivalin bu süreçte nasıl ortaya çıktığından bahseder misiniz?

Esma: Festivalin kurucu ekibi olarak üniversite yıllarımızda birlikte performans sanatları okuduk. Apalamaktan yürümeye birlikte geçtik. Her gün birbirimize dokunmaya, sarılmaya, yaratmaya alışık bir ekip olarak, pandemi süreci en çok da bizim sektörümüzden meslektaşlarımızı, öğrencilerimizi etkiledi. Hareket ve buluşma alanlarımızın kısıtlanması hepimizi içten bir bunalıma doğru sürüklerken tam da vaktinde çevrim içi bir festivalle dans alanına dönme kararı aldık. Hepimize ekranlardan da olsa buluşmak, uzaktan da olsa dokunmak ve bir arada dans etmek iyi geldi. Tekrar anladık ki dansın iyileştirici ve değiştirici gücü iyi ki var!

Damla: Birlikte okumaya, keşfetmeye, üretmeye alışkın bir ekip olarak pandemi döneminde de bir şeyler yapmalıydık. Takip ettiğimiz dansçılar, projeler vardı ancak seyahat edemiyor, ekonomik ve diğer sebeplerden ötürü diğer festivallere katılamıyorduk. Madem biz istediğimiz festivallere, eğitimlere gidemiyoruz o zaman burada kendi ağımızı oluşturup ihtiyaç duyduğumuz, çalışmak istediğimiz sanatçılarla herhangi bir sınıra tabi olmadan buluşabileceğimiz bir platform kurabiliriz düşüncesiyle harekete geçtik. Ülkemizde dans sanatının ve sanatçılarının yaşadığı zorluklar, temsil edilecek bir alanın sürekliliği olmayışı ve benzeri ihtiyaçların farkındalığı etrafında platform tasarımızı şekillendirmeye başladık.

Maya: İlk sene çevrim içi şekilde yürütüldükten sonra 2022 yılında festivali pek çok farklı mekanda yüz yüze şekilde ilerlettiniz. Yüz yüze formata geçtiğinizde elde ettiğiniz çıktılarda nasıl değişimler gözlemlediniz?

Esma: Çevrim içiyle yüz yüze olmak tabii ki çok farklı. Pandemi sonrası ilk defa yüz yüze buluştuğumuz katılımcılarımıza 10 günlük, soluk alamayacakları, dolu dolu bir festival programıyla buluşturduk! Hepimizin içinde biriken bir enerji ve özlem vardı. Tekrardan stüdyolarda, sahnede buluşmaktan dolayı hem heyecanlıydık hem de duygusal. Birlikte olmayı özlemişiz! Sahnenin tozu olmadan olmuyor...

Damla: Festivalin ilk senesinde ekranlardan buluştuğumuz dans sanatçılarıyla bir sene sonra stüdyolarda buluşup bir arada dans etmek motivasyonumuzu çok olumlu etkiledi.
10 gün boyunca farklı kültür sanat kurumları ve stüdyolarda gerçekleşen etkinliklerde güncel olarak üreten ve bu üretimleri izlemeye, buluşmaya hazır olan kurumlar, seyirciler
ve sanatçılarla tanışmış olduk. Platformun oluşması ve iş birliklerimizin ilerlemesi festivalin somut bir şekilde gerçekleşmiş olmasıyla ilişkili. Burada da yüz yüze, temas ederek birbirimizi hissederek aynı ortamda dans etmenin sihri mevcut. Programımızda eğitimine devam eden genç yetenekli dansçılar, akademisyenler ve seneler önce bir arada iş üretmiş olan sanatçıların festival ortamında buluşuyor olması kuşaklararası farklı bilgilerin ve sanat pratiklerinin paylaşılmasına olanak sağladı.

Fotoğraf: Ömer Yüksekeker

Maya: Festivali tasarlarken Türkiye’deki, spesifik olarak da İstanbul’daki, dans kültürüne nasıl bir katkı sağlamayı hayal ettiniz? Nasıl çıktılar görmek istediniz?

Esma: 4 yaşından beri dans ediyorum. Çeşitli yarışmalara ve programlara katılma şansı yakaladım. Arka planda hep Türkiye’de dansçıların teknik olarak geride olduğunu duyarak büyüdüm. Bu üniversite yıllarında da çok değişmedi. Ülkemizden, uluslararası platformlarda yarışan dansçılarımızı görmek, yine yabancı eğitmenlerin ülkemize gelip lokal dansçılarla çalışma fırsatları bulması en büyük hayallerimden biriydi. Türkiye'deki bir takım yaklaşımlar yüzünden maalesef dans hak ettiği değeri ve izleyici kitlesini zor buluyor. Belirli bir zümrenin içerisinde devinim halinde. Bu sebeple sadece İstanbul'da değil, Türkiye'de izleyici kitlesi yaratabilmek, yeni gelişen teorik ve teknik çalışmaları ülkemizdeki profesyoneller ve amatörlerle buluşturabilmek istiyoruz. Ülkemizde dans için önemli emekler vermiş meslektaşlarımızın mirasını korumak ve daha da genişletmek istiyoruz. Tokyo Olimpiyatları'yla birlikte spor dalı olarak da kabul gören dansın önemi son yıllarda farklı bir ivme kazanmakta. Milli Takım sporcularımızdan çok önemli başarılarla dönen dansçılarımız var. Bu bizi hayli heyecanlandırıp, mutlu ediyor.

Damla: Dünyadaki dans okulları ve farklı sanat ağlarında Türkiye’den dansçıların performanslarıyla temsil edilmesini hayal ederek bu yola çıktık. Dans burslarının, uluslararası ortak yaratımların çoğaldığı ve dans alanındaki akademik ve eleştirel düşüncelerin yaratıldığı ortamları oluşturmayı hedeflemekteyiz. Festivalimiz Avrupa Festivaller Birliğinden bir etiket aldı. Farklı dans ağlarıyla toplantılar alarak yapılanmamızı ve gelişimimizi olası iş birlikleri için geliştiriyoruz. IETM ağının bu seneki ‘’Global Connectors 2023 ‘’ programına seçildim. Dahil olduğumuz ağlarla yeni iş birlikleri kurarak platformumuzun adım adım görünürlüğünü devam ettirmeyi hedefliyoruz.

Maya: Festival ekibi nasıl bir yapıya sahip? Festival sürecini ekip içerisinde nasıl yürütüyorsunuz?

Esma: Genç, dinamik ve hareketli bir ekibiz! Tüm önyargı ve egolarımızdan sıyrılarak herkesin yaratmasına izin verdiğimiz kolektif bir alan açıyoruz. Bu ağ gittikçe büyüyor, şu an uluslararası network ağımızla ekipte birçok, dansçı, akademisyen, sanatçı bir arada üretmeye devam ediyoruz.

Damla: Festival ekibi bir biriyle farklı projeler üretmiş veya birlikte okumuş, genç, kendi alanlarında çok değerli çalışmalar gösteren ekip arkadaşlarından oluşuyor. Festival bünyesinde dernek, vakıf, üniversiteler, ve sanat kurumlarıyla iş birliğini barındıryor. Bu yapıyı bir hamur gibi düşünecek olursak tuzunda, mayasında herkesin özgürce katkı sunabildiği ve git gide büyüyen, pişen bir yapısı var.

Maya: Uluslararası bir festival olması nedeniyle de Improdancefest oldukça geniş bir izleyici kitlesine sahip. Festivalin katılımcı kitlesi güncel olarak kimlerden oluşuyor? Gelecekte bu kitleye hangi grupların, kimlerin eklenmesini istiyorsunuz?

Esma: İstanbul'da ve Ankara'da konservatuvarda okuyan öğrenciler, akademisyenler, farklı dans okullarında eğitim alan dansçılar, uluslararası platformlarda tanınan doğaçlama odaklı çalışan araştırmacılar, yine lokal olarak dansa meraklı izleyici kitlemiz arasındalar. Kamusal alana yayıldığımızda merakla ve heyecanla izleyen teyzelerimize kadar çok geniş bir izleyici spektrumumuz var. Yakın gelecekte ise dans ve doğaçlama odaklı çalışan alanında tanınan dans ekiplerini, daha çok araştırmacı, akademisyen profesörlerimizi ülkemizde ağırlamak, öğrencilerimiz ve dansçılarımızla buluşturmak istiyoruz.

Damla: Avrupa Dans Ağı ve benzeri farklı ağlarla iletişim halindeyiz. Farklı ülkelerdeki sanat yazarlarının, koreograflarının, akademisyenlerin ve küratörlerin festival takipçileri arasında yer almasını hedefliyoruz. Geçtiğimiz senelerden itibaren spesifik olarak dans alanında çalışan ve hayatına dansı dahil etmek isteyen geniş bir katılımcı kitlesine hitap ediyoruz.

Fotoğraf: Ömer Yüksekeker

Maya: Önceki senelerde yurt dışından sanatçılarla yaptığınız iş birlikleri sonucu çeşitli atölye ve performanslar gerçekleştirdiniz. Yurt dışındaki ve yurt içindeki sanatçıları bir araya getirmeniz Türkiye’deki dans ortamına nasıl etki ediyor? Sürdürülebilir bağlar kurulabiliyor mu?

Esma: Okul yıllarımızda hissettiğimiz en büyük eksiklik üretim alanlarımızın kısıtlı ve tek elden yürütülmesiydi. Hem bu eksikliği doldurmak, hem de uluslararası projeler üretmek adına festivalimizin ana etkinliklerinden ortak yaratım atölyelerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Yeni kültürel diyaloglar inşa ederken, yabancı koreografların yerel performans sanatçılarımız, öğrencilerimizle buluşturup yeniden üretim yapmalarına olanak sağlıyoruz. Bu sayede festivalde etkinlik yaptım gittim yapısını bozup, daha kalıcı diyaloglar kurulmasını destekliyoruz. Hem de yerel dansçılarımızın uluslararası bir platformda iş üretebilmesine olanak sağlıyoruz.

Damla: Geçtiğimiz sene festivalde ortak yaratımlar gerçekleştiren koreograflar ve yereldeki dansçılardan bazıları daha önce aynı atölyeye katılmış veya birlikte proje üretmek isteyen ekiplerden oluşuyordu. Festivale yeni proje üretme veya daha önce sergilenmiş bir projenin yeniden yorumlanması farklı sanatsal pratiklerin paylaşılması ve pandemi sonrasında stüdyo prova pratiğinin yeniden canlanmasının Türkiye’deki dans ortamını olumlu etkilediğini gözlemlemekteyiz. Geçtiğimiz sene solo performansıyla festivalimize dahil olan Sofia Casprini bu sene bizi şahane bir projeye dahil etti. Go Towards projesinin sekiz farklı ülkeden yer alan partnerlerinden biri de festivalimiz oldu. Hedefimiz ortak projeleri geliştirerek yerel dansçıların ülkeler arasındaki hareketliliğini artırmak ve yeni sanatsal diyalogları geliştirmek.

Maya: Festivalde sunulan performansların kamusal alanlara da yayılarak sergilenmesi sizce nasıl bir önem taşıyor?

Esma: Çağdaş dans, varoluş halidir, bu sebeple klasik sahne kurallarına ihtiyaç duymadan, herhangi bir mekanda ve zamanda kendiliğinden var olabilir. Hatta mekana ve zamana göre özel dışavurum yaratabilir. Bu sebeple kamusal alanda olması kendisine has dokusu için gereklidir. Daha çok müzelerde, tarihi binalarda, sokaklarda, köprülerde her yerde dans için üretmeye devam ediyoruz!

Damla: Kamusal alanda dans diyerek şehrin yapısının, mimarisinin, mekanın dokusunun dans sanatıyla buluşmasını ve şehrin sakinleriyle diyaloğa geçmesini amaç ediniyoruz. Kamusal alanda dans farklı geçmişlerden gelen insanların dansla günlük hayatlarında karşılaşmalarına alan açarak bedene, dansa dair merak duymalarını, teşvik edilmelerini ve kışkırtılmaların ve yeni soruların doğmasına olanak açıyor. Aynı zamanda dansın kamusal alanlarda gerçekleştirilmesi, biz de buradayız bedenimizle hür bir şekilde istediğimiz varoluşta hareket edebiliriz anlayışının yayılmasına alan açmaktadır.

Fotoğraf: Ömer Yüksekeker

Maya: Bu yıl 22 Eylül – 2 Ekim 2023 tarihlerinde gerçekleşecek olan festivalde katılımcıları nasıl değişiklikler bekliyor? Nasıl çıktılar görmeyi hedefliyorsunuz?

Esma: Sürpriz isimlerimiz var! Zaman yaklaştıkça duyurmaya başlayacağız. Bu sene ortak yaratım çatısı altında yabancı koreografların lokal dansçılarımızla üretim yaptıkları etkinlik ayağımızın sayısını da arttırdık. Daha da çok kamusal alana yayıldığımız yapımızla farklı yerlerden dans ederek çıkmayı planlıyoruz. Bir de buna ek, bu sene çalıştay yapacağız. Bu sektörümüz için çok büyük önem arz etmekte. Çoğu dansçı sözleşme, sağlık sigortası gibi teknik iş standartlarından uzak çalışmaktadır. Uluslararası standartları yakaladığımız bir sektör yaratmak için kolları sıvadık!

Damla: Bu sene farklı dans türlerini ve yaş aralıklarına hitap eden içerikleri programa ekliyoruz. Programda hemzemin dans atölyeleri için Lindy Hop, Afrika dansları ve somatik çalışmalara alan açacağız. Çocuklar için de sürprizlerimiz olacak. Her yaştan her geçmişten hemzemin bir alanda dans etmenin altını çizeceğiz. Performansların planlamasında spesifik bir açık çağrı teması seçmemizle birlikte, ekip olarak beden ekolojileri, değişen dünyada dans sanatının sürdürülebilirliğiyle ilgili çalışmalara katılmaktayız. Dans ve ekoloji pratiklerinin bir araya geldiği projeleri de programa dahil etmek istiyoruz. Erişilebilir Her Şey ile festivalimizin erişilebilirlik alt yapısını kurmak için çalışıyoruz. Programımızda daha kapsayıcı ve ileriye dönük yeni bir dil oluşturmak üstüne adımlarımızı atıyoruz.

Maya: Çok teşekkürler Damla ve Esma. Okuyucular için çok keyifli ve açıklayıcı bir röportaj olduğunu düşünüyorum. Improdancefest bu yıl 22 Eylül - 2 Ekim 2023 tarihlerinde yine İstanbul'un her bir yanına yayılarak dansseverlerle buluşuyor olacak. Festivalde yer almak isteyen yerli ve yabancı sanatçılar için yapılan açık çağrı 5 Mayıs 2023 tarihinde kadar başvurulara açık olacak. Başvuru formuna ulaşmak için https://www.improvisationdancefestival.com/ bağlantısını ziyaret edebilirsiniz.


Fotoğraf: Ömer Yüksekeker

Kaynak:
https://www.kineodergi.com/post/her-yerde-dans-her-yerde-hareket

YKV Content:1533