Birçok filme konu olan, her zaman illüzyon numarası olarak karşımıza çıkan, medyumların ritüellerinde yaptığı, her insanın merak ettiği ve her zaman bir açıklık getirilse bile soru olarak kalan, insanlık âleminin her daim merak ettiği ve bu yeteneğe sahip olmak istediği, çok zevkli bir o kadar da hayret ettiğimiz çok gizemli bir konuya değineceğiz: Çok zevkli, bir o kadar da hayret ettiğimiz bu konuya, "Telepati ve Telekinezi nedir, yapılması mümkün müdür?" sorusuyla yaklaşacağız. Gelin, hep beraber bu gizemli konuya detaylı bir şekilde bakalım.

TELEPATİ NEDİR?

İnsan sadece konuşarak anlaşmaz. Konuşmak, düşüncelerin aktarılmasının sadece bir yoludur. Düşünceler bizim konuşma dediğimiz seslere dönüştürülür. İletilmek istenen mesajlar zihinde şekillenir ve seslendirilerek nakledilir. Telepatide ise ruhsal hissedişler ve duygusal yoğunluklar iletişime hakimdir.

Peki düşüncelerimiz sadece konuşma yolu ile mi iletilir? Tabii ki de hayır. Beynimizde meydana gelen her düşünce EEG sinyalleri gibi etrafa yayılır. Bunu suya atılan bir taşın yaydığı dalgalar olarak düşünebilirsiniz. Her bir düşünce suya atılan taşın yaydığı dalgalar gibi etrafa dağılır. Atılan taş ve oluşan dalgalar ne kadar büyük olursa çember o kadar geniş bir alana yayılır. “Telepati” bu dalgaların iletilmesi ve algılanmasında ortaya çıkan ruhsal iletişim mekanizmasıdır. Daha detaylı bir tanım yapmak gerekirse, bir insanın beyninden, zihninden geçenleri arada herhangi bir araç olmadan, sadece beyin yoluyla diğer insana yollaması yani onunla iletişime geçme durumuna denir. Telepati yapmak, alıcı ve verici arasında bir etkileşim alanı oluşturarak gerçekleştirilir. Telepati yönteminde bir duygu ve düşünceyi gönderen kişiye verici denilirken, gönderilen iletiyi alan kişiye ise alıcı adı verilir. Telepati yeteneği gelişmiş olan kişilerde zihin okuma yeteneğinin geliştiği söylenmektedir. Telepati kelimesini etimoloji açısından incelediğimiz zaman, tele-uzak, pati- empatide olduğu gibi hissetmek manasına gelmektedir yani uzaktan hissetme anlamı çıkmaktadır. Telepatinin bilimdeki yeri nedir ve gerçekten var mıdır? Şimdi ise ona bakalım. Telepatinin anekdotal olarak çok fazla kanıtı bulunuyor. Örnek vermek gerekirse insanlarda her zaman şöyle bir durum olur:

”Tam ben aklımdan geçirdim sen söyledin, seni zihnimden geçirmiştim ve aradın, çok sevdiğimiz ve mırıldandığımız bir şarkıyı aklımızdan geçirerek söylediğimiz esnada başka birinin devam ettirmesi” gibi birçok olay ekleyebiliriz."

Anektodal kanıtı fazla olmasına rağmen, bilimsel çalışmalara aslında fazla konu olmamakla beraber, anektodal kanıt olarak kalmıştır. Çünkü bilimsel olarak direk söyleyebileceğimiz kanıtlar bulunmamaktadır. Fakat bu uzaktan algılama dediğimiz olay nasıl ve ne şekilde oluyor? Sorusuna cevap bulmak için ortaya bazı teoriler atılmakta ve bunlar üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. Mesela beyin dalgaları yoluyla mı yapılıyor, yoksa manyetik bir alandan mı kaynaklanıyor? Bu şekilde ortaya atılan fikirler üzerine araştırmalar yapılıp kaydedilmekte ve bu fikirler arasında değerlendirmeler yapılmaktadır. Fakat bizim bilmemiz gereken en önemli şey, bu telepati dediğimiz ya da telekinezi dediğimiz parapsikoloji şeyler istediğimiz an yapılacak şeyler değildir. Yani nasıl hemen bir beste yazmak hemen mümkün değilse, ilham gerektiren bir eylemse, bu da gerçekten yapılması mümkünse bile her zaman yapılamayan, ilham ve odaklanma gerektiren bir durumdur. Şimdi ise gelelim, telepati yapmak mümkün müdür?

TELEPATİ YAPMAK MÜMKÜN MÜDÜR?

Bu soruya verebileceğimiz en büyük cevap, Harvard Üniversitesinin bu konu hakkında yapmış olduğu deneyden bahsederek cevap verebiliriz. Harvard Üniversitesi, bir kişinin beyninden diğerine, herhangi bir iletişim kurmadan uzaktan mesaj yollanabileceğini kanıtlamış ve bilim dünyasında büyük ilerleme kaydetmiştir. Deney ise, şu şekilde aşamalardan geçmiş ve yapılmıştır:

Kablosuz, internet bağlantılı elektroensefalografi (EEG) giyen bir kişiden “merhaba” gibi basit selamlama kelimeleri düşünmesi istendi. Bir bilgisayar ise kelimeleri dijital ikili koda (metinlerin 0 ve 1 kullanılarak ifade edilmesi) çevirdi. Daha sonra bu mesaj Hindistan’dan Fransa’ya e-posta yoluyla gönderildi ve alıcı kişiye robot yardımıyla ulaştı. Mesajı alan kişi non-invaziv (girişimsiz) beyin uyarıları aracılığıyla çevresel vizyonunda ışık çakmaları görmeye başladı. Mesajı alan Fransa’daki kişi, Hindistan’daki kişinin hangi kelimeleri düşündüğünü görmese ve duymasa da, çakan ışıkların karşılığının “merhaba” gibi kelimeler olduğunu aktardı. Bunu gerçekleştiren bilim insanları, henüz bu işin çok başında olduklarını belirtmişlerdir. O halde bu işin sonucunda hiç konuşmamıza gerek kalmayacak ve iletişimin boyutu değişecektir. Bu durum ise bize bilinçaltının mükemmel ve sınırsız gücünü bir kez daha ortaya koymaktadır.

TELEKİNEZİ NEDİR?

Parapsikoloji bilim dalı tarafından incelenen önemli bir psişik güç olan telekinezi, düşünce gücünü yoğunlaştırarak canlı veya cansız maddeler üzerinde etkiler oluşturabilmektir. Kelime anlamına bakacak olursak; tele uzak, uzaktan anlamında Yunanca bir sözcüktür. Kinezi ise hareket anlamına gelir. Buradan telekinezinin uzaktan hareket anlamına geldiğini görüyoruz.

Telekinezi, psişik kökenli düşünce enerjisidir ve günümüzde parapsikoloji bilim dalında etkileri elektronik aletlerle ölçülerek bu enerjinin varlığı kabul edilmiştir. Birçok bilim adamı, bu enerjiyi günlük zamanlarda kullandığımızı kanıtlamıştır.

Bu gücü farkında olmadan kullandığımız zamanlar olabilir. Amerikalı ünlü parapsikolog Rex Stanford, bu enerji üzerinde deneyler yapmış ve günlük hayatta da kullanıldığını kanıtlamıştır. En basit örneklerinden biri zardaki istenilen numaranın gelmesidir.

Bu çalışmalarda bu gücü olumlu etkileyen bir etken bulunmuştur: Konsantrasyonun serbest bırakılması. Yani zarın gelmesini istediğimiz sayı için önce büyük bir istek ve konsantrasyon sağlamamız, daha sonra da zarlar bırakıldığı anda bu konsantrasyon ve isteği kesmemiz gerekir.

Diğer verebileceğimiz bir örnek ise, eğer bu yazıyı yazan ve düzenleyen bizler bu yeteneğe sahip olsa idik, bu işleri ellerimizi kullanmadan çok rahat bir şekilde sadece zihin yoluyla yapabilirdik. Fakat hatırlarsanız, telepatide dediğimiz gibi bu yetenekler, her zaman ve her istekle ortaya çıkacak şeyler değildir.

TELEKİNEZİ YAPMAK MÜMKÜN MÜDÜR?

Telepatide olduğu gibi, telekinezi de birçok filmde geçmiş ve bizleri hayrete düşüren nokta olmuştur. Örnek vermek gerekirse, ünlü korku romanı yazarı Stephen King, pirokinezi olayını Firestarter romanındaki ana karakter Charlie McGee'nin üzerinden zihin gücüyle ateş yaratma veya kontrol etme yeteneğini bizlere orada göstermiştir. Ki 'pirokinetik' de ateşe hükmetmek, ateş kontrolü anlamlarına gelmektedir. Peki bu durum mümkün müdür?

Telekinezinin gerçekliğine dair hiçbir bilimsel kanıt yoktur. 2006'da bu konudaki 380 deneyin meta analizini yapan bir çalışma, sadece yayın önyargısına bağlanabilecek denli küçük bir etki bulmuştur.[1] Telekinezi deneyleri, bilim insanları tarafından yeterince kontrollü ve tekrarlanabilir olmamaları yüzünden eleştirilmiştir.[2][3][4] Ancak bazı deneyler telekinezinin gerçekliği konusunda bir yanılsama yaratmıştır, bu yanılsama deneyi yürütenlerin telekineziye duyduğu inançla orantılıdır.[5] Olay aslında düşünce, beyin, bilinç ve inanç ile ilgilidir.

Telekineziyi gerçekleştirebildiğini iddia edenler arasında en ünlüleri Rus psişik Nina Kulağına ve İsrailli psişik Uri Geller'dir.

Şimdi ise telekineziyi gerçekleştirmek için kullanılan farklı metotlara bakalım.

1. Houck Metodu

1981 yılından beri düzenlenen partiler ile tanıtılan bu metotta, metal kaşıklar tutulduğunda katılımcılardan kendilerini rahat oldukları bir yerde düşünmeleri istenir ve önlerinde bir enerji topu olduğunu düşünmeleri söylenir. Bu şekilde kollarından parmak uçlarına geçen enerji ile parmakları arasındaki kaşığı bükmeleri istenir fakat enerjinin tam çıkış anında dikkatin dağıtılması söylenir.

2. Hissetme Metodu

Eller yıkanır ve metal bir eşya ele alınır. Rahatça oturup gevşenir ve parmak uçlarıyla metalin yüzeyi okşanarak ne hissettirdiğine yoğunlaşılır. Nesnenin büküldüğü hayal edilirken güç uygulanmamalıdır.

3. Hipnotik Telkin

Bu yöntem kişinin tek başına yapabileceği bir yöntem değildir. Kişi hipnotik trans haline sokulur ve kaşığın kendi isteğiyle bükülebileceği telkini verilir. Kişiye yapılan telkin güçlüyse ve bilinçaltı kısıtlamaları tam olarak kaldırılabilmişse kaşığın bükülmesi mümkün olur.

4. Buz Metodu

Buzun düz bir yüzeye konulması ve suyunun etrafa yayılması gerekir. Buza dokunmadan onu itmeye çalışmayı önce açık parmaklarla yapmak gerekir. Daha sonra tüm parmaklar birleştirilerek elle rüzgar yaratmaya çalışıldığı hayal edilerek ittirmeye çalışılır. Buz metodunda diğer bir yöntem ise el ile buz arasında ip olduğu düşünülerek kendine çekilmeye çalışılmasıdır. Bu başarılırsa buz döndürülmeye çalışılır.

5. Mum Metodu

Yanan bir mum, nefesten etkilenmeyecek bir uzaklıkta masanın üzerine konur. Mumun karşısına geçilerek aleve konsantre olunur. Alevin sağa, sola ya da geriye yattığı düşünülür. Sadece istenilen yöne konsantre olunur. Alevin hareket ettiği düşünüldükten bir süre sonra dikkat serbest bırakılmalıdır. En önemlisi budur. Sonra tekrar aynı şekilde devam edilir. Birkaç dakika sonra dikkat tekrar serbest bırakılır.

Orhan Açıkgöz
Yücel Kültür Vakfı
Gönüllü Yazar

YKV Content:1615