Bir Haftada Sürdürülebilirliği Yaşamak: Bansko’da EcoSafeguard Deneyimi
EcoSafeguard, benim için sürdürülebilirlik kavramını yalnızca teorik olarak konuştuğumuz bir proje olmadı. Bansko’da farklı kültürlerden gençlerle bir araya gelerek çevre, döngüsel ekonomi, sıfır atık ve 4R Principles üzerine çalıştım; aynı zamanda birlikte yaşamanın, fikir ayrılıklarında ortak noktaya ulaşmanın ve kısa sürede güçlü bağlar kurmanın da bu deneyimin önemli bir parçası olduğunu gördüm.

4-13 Aralık 2024 tarihleri arasında Bulgaristan’ın Bansko kentinde gerçekleşen EcoSafeguard projesine katılmak, benim için sürdürülebilirlik kavramını yalnızca teorik olarak konuşmaktan çıkarıp farklı kültürlerden insanlarla birlikte deneyimleme fırsatı oldu.
Altı farklı milletten katılımcıyla bir araya geldiğimiz bu süreçte çevre, sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi ve sıfır atık gibi konular üzerine çalışırken aynı zamanda farklı ülkelerden insanların günlük yaşamlarına, alışkanlıklarına ve bakış açılarına yakından tanıklık ettim.
Birbirimizi tanımadan birlikte üretmeye
Projeye ilk başladığımızda birbirimizi neredeyse hiç tanımıyorduk. İlk gün yapılan tanışma oyunları, rastgele eşleşmeler ve birbirimizi çizerek oluşturduğumuz çalışmalar sayesinde kısa sürede iletişim kurmaya başladık.
İlk başta yabancı olduğumuz insanlarla birkaç gün içinde uzun sohbetler edebileceğimizi tahmin etmek bile zordu. Ancak Erasmus+ projelerinin en güzel taraflarından biri de sanırım tam olarak bu: birkaç gün önce hiç tanımadığınız insanlar, kısa süre içinde günlük hayatınızın en önemli parçalarından biri hâline gelebiliyor.
Sürdürülebilirliğe farklı ülkelerin gözünden bakmak
İkinci gün itibarıyla projenin ana konularına daha yoğun şekilde girmeye başladık. Öncelikle sürdürülebilirlik konusunda ne kadar bilgi sahibi olduğumuzu görmek için çeşitli çalışmalar yaptık.
Ardından farklı ülkelerden katılımcıların bulunduğu gruplara ayrılarak ülkelerimizde uygulanan sürdürülebilirlik çalışmalarını araştırdık ve birbirimize sunduk.
Bu çalışmalar sayesinde sürdürülebilirliğin her ülkede aynı şekilde ele alınmadığını gördüm. Bazı ülkelerde günlük hayatın bir parçası hâline gelen uygulamaların başka ülkelerde henüz yeterince yaygın olmadığını öğrenmek benim için oldukça ilgi çekiciydi.
Aynı konuya farklı kültürlerin nasıl yaklaştığını görmek, kendi alışkanlıklarımı da yeniden düşünmemi sağladı.
Türkiye Kültür Gecesi
Aynı gün Türkiye Kültür Gecesi düzenledik. Yanımızda götürdüğümüz yiyecekleri diğer katılımcılara tanıttık, Türkiye hakkında bir sunum yaptık ve Kahoot oynadık.
Sonrasında Türk danslarını öğretmeye çalıştık. Farklı ülkelerden insanların halay öğrenmeye çalışmasını izlemek gecenin en eğlenceli anlarından biriydi.
Döngüsel ekonomi, 4R ve sıfır atık
Sonraki günlerde sürdürülebilirlik konusunu biraz daha derinlemesine ele aldık. Döngüsel ekonomi üzerine tartışmalar yaptık, çevresel sorunlarla ilgili mind map çalışmaları hazırladık ve farklı çözüm önerileri geliştirdik.
Özellikle 4R Principles üzerine yaptığımız çalışmalar benim için oldukça faydalıydı. Kavramları tek tek inceleyerek günlük hayatımızdaki karşılıklarını tartıştık.
Bunun yanında karbon ayak izimiz üzerine testler yaptık ve sıfır atık yaklaşımının günlük yaşamda nasıl uygulanabileceği üzerine beyin fırtınaları gerçekleştirdik.
Burada benim için önemli olan nokta, çalışmaların yalnızca “sürdürülebilirlik nedir?” sorusuna cevap vermekle sınırlı kalmamasıydı. Sürekli olarak “Bunu kendi hayatımızda nasıl uygulayabiliriz?” sorusuna dönüyorduk.
Bu nedenle proje boyunca öğrendiğim bazı şeylerin proje bittikten sonra da günlük hayatımda karşılığını bulacağını düşünüyorum.
Öğrenmenin eğlenceli tarafı
EcoSafeguard yalnızca workshoplardan ve sunumlardan oluşan bir proje değildi. Öğrenme sürecinin arasına eğlenceli aktiviteler de oldukça iyi şekilde yerleştirilmişti.
Karma milletlerden oluşturduğumuz gruplarla çektiğimiz komik fotoğrafları kullanarak sürdürülebilirlik ve ekoloji temalı memeler hazırladık. Ciddi bir konuyu mizah yoluyla anlatmaya çalışmak hem yaratıcı düşünmemizi sağladı hem de ortaya oldukça eğlenceli çalışmalar çıkardı.
Akşamları ise kültürel geceler devam etti. Farklı ülkelerden katılımcıların kendi kültürlerini tanıtmasını izlemek, projenin akademik tarafı kadar değerliydi. Yemeklerden müziklere, geleneklerden günlük yaşama kadar pek çok konuda yeni şeyler öğrendik.
Bir başka akşam düzenlenen karaoke gecesi de hepimizin workshoplardan uzaklaşıp birlikte eğlenmesini sağladı. Bu anların projedeki insanlarla kurduğumuz bağları güçlendirdiğini düşünüyorum.
Bansko’yu keşfetmek
Projenin bir gününü tamamen kendimize ayırdığımızda Türk ekibi olarak Bansko’yu keşfetmeye çıktık. Şehri yürüyerek gezdik, çevreyi inceledik ve birlikte zaman geçirdik.
Bansko’nun doğayla iç içe atmosferi, sürdürülebilirlik temalı bir proje için de oldukça uygun bir ortam oluşturuyordu. Bir yandan çevre üzerine konuşurken diğer yandan dağların ve doğanın arasında bulunmak, üzerinde çalıştığımız konuları daha somut hâle getiriyordu.
Shark Tank ile fikirlerimizi yarıştırdık
Projenin en heyecanlı bölümlerinden biri Shark Tank etkinliğiydi. Karma gruplar hâlinde bir fikir geliştirdik, bunun üzerine detaylı bir sunum hazırladık ve ardından fikrimizi diğer katılımcılara sunduk.
Bu süreçte yalnızca sürdürülebilirlik konusunda değil, takım çalışması, fikir geliştirme, sunum yapma ve topluluk önünde konuşma konusunda da kendimizi geliştirme fırsatı bulduk.
Sunum hazırlarken herkesin farklı bir fikri olması bazen zorlayıcı olsa da sonunda ortak bir noktada buluşmayı başardık. Farklı kültürlerden insanların aynı fikir üzerinde çalışması, projenin başından beri deneyimlediğimiz kültürlerarası öğrenmenin güzel bir örneğiydi.
Son gün: öğrendiklerimizden geriye kalanlar
Projenin son gününde Erasmus+ ve Youthpass hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Ardından proje boyunca neler öğrendiğimizi, hangi kazanımları elde ettiğimizi ve kimlerle nasıl bağlar kurduğumuzu değerlendirdik.
Secret Friend etkinliğinin sonunda herkes kendi arkadaşının kim olduğunu öğrendi. Sonrasında sertifikalarımızı birbirimize verirken aslında projenin ne kadar kısa sürede bizi birbirimize bağladığını bir kez daha fark ettim.
Benim sertifikamı veren arkadaşımın beni “Great public speaker” olarak tanımlaması ayrıca mutlu olduğum anlardan biriydi. Bazen proje boyunca yaptığınız küçük bir şeyin, başka birinin gözünde nasıl bir iz bıraktığını ancak böyle anlarda fark ediyorsunuz.
Akşam düzenlenen Oscar Night ile projenin enlerine ödüller verdik ve birlikte geçirdiğimiz günleri eğlenceli bir şekilde tamamladık.
Sadece sürdürülebilirliği değil, birlikte yaşamayı da öğrendim
EcoSafeguard benim için yalnızca çevre ve sürdürülebilirlik üzerine bilgi edindiğim bir proje olmadı. Aynı zamanda farklı kültürlerden insanlarla birlikte çalışmayı, fikir ayrılıklarında ortak bir noktaya ulaşmayı, yeni insanlara kendimi açmayı ve hiç tanımadığım insanlarla kısa sürede güçlü bağlar kurmayı deneyimledim.
Projenin başında birbirimizi tanımayan insanlardan oluşan bir gruptuk. Projenin sonunda ise birlikte güldüğümüz, çalıştığımız, kültürlerimizi paylaştığımız ve ayrılırken yeniden görüşme sözü verdiğimiz bir topluluğa dönüştük.
Bansko’dan dönerken yanımda yalnızca yeni bilgiler ve bir sertifika yoktu. Farklı ülkelerden arkadaşlar, yeni fikirler, sürdürülebilirliğe dair farklı bakış açıları ve tekrar Erasmus+ projelerine katılma isteği de benimle birlikte eve döndü.
Eco SafeGuard Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları