10 Gün, Bir Şehir, Onlarca Hikâye: Mind Matters’ta Sınırların Ötesinde Bir Deneyim
Malacky’de geçen 10 gün, benim için yalnızca yeni bir ülke görmekten ibaret değildi. Mind Matters: Youth Mental Health Empowerment projesi sayesinde farklı kültürlerden gençlerle aynı ortamı paylaştım, gençlerin ruh sağlığı üzerine düşündüm ve günlük hayatımda karşılaşmayacağım insanlarla ortak anılar biriktirdim.

Bir Erasmus+ projesine giderken insanın aklında genellikle birkaç soru oluyor: Nasıl insanlarla tanışacağım? Günler nasıl geçecek? Farklı ülkelerden gelen insanlarla gerçekten anlaşabilecek miyim?
Benim için bu soruların cevabını Malacky, Slovakya’da geçirdiğim 10 gün verdi. Bu yolculuğun sonunda yalnızca yeni bir ülke görmüş değildim. Daha önce hiç tanışmadığım insanlarla aynı ortamı paylaşmış, farklı kültürleri yakından tanımış ve günlük hayatımda muhtemelen hiç karşılaşmayacağım insanlarla ortak anılar biriktirmiştim.
Haritada küçük, anılarda büyük bir şehir
Malacky’ye ulaşmak yolculuğun en kolay kısmı değildi. Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından şehre vardığımızda ilk hissettiğim şey yorgunluktu. Fakat günler ilerledikçe şehir de bizim için farklı bir anlam kazanmaya başladı.
İlk başta yabancı olduğumuz sokaklar, birkaç gün sonra grup hâlinde yürüdüğümüz, sohbet ettiğimiz ve anılar biriktirdiğimiz yerlere dönüştü. Bir şehri turist olarak gezmekle orada birkaç gün yaşamak arasında gerçekten büyük bir fark var. Malacky de benim için böyle bir yere dönüştü.
“Sen nerelisin?”den çok daha fazlası
Projenin ilk iki günü ağırlıklı olarak tanışma ve kaynaşma etkinlikleriyle geçti. Başlangıçta klasik sorular vardı: “What’s your name?”, “Where are you from?”, “How old are you?” Ancak Erasmus+ projelerinde bu soruların devamı oldukça hızlı geliyor.
Bir süre sonra ülkenizi değil, kendinizi anlatmaya başlıyorsunuz. Neleri sevdiğinizden, günlük hayatınızdan, ülkenizdeki gençlik çalışmalarından, müzikten, yemeklerden ve bazen tamamen alakasız konulardan konuşmaya başlıyorsunuz.
Bence arkadaşlıkların başladığı nokta da tam olarak burası. İlk gün sadece başka bir ülkeden gelen bir katılımcı olarak gördüğünüz kişi, birkaç gün sonra beraber yemek yediğiniz, etkinliklere katıldığınız ve akşamları sohbet ettiğiniz bir arkadaşınıza dönüşüyor.
Bir konuyu farklı ülkelerden dinlemek
Projenin ana konusu gençlerin ruh sağlığı üzerine düşünmek ve birbirleriyle deneyim paylaşmaktı. Okul içindeki grup çalışmalarında farklı ülkelerden katılımcılarla aynı ekiplerde yer aldık. Bir konu üzerine konuşurken herkes kendi ülkesinden ve kendi deneyimlerinden örnekler verdi.
Bu benim için oldukça ilginçti. Çünkü aynı sorun farklı ülkelerde farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Ama bazen de şaşırtıcı biçimde aynı şeyleri yaşadığımızı fark ediyoruz.
Okuldan parka: biraz değişiklik iyi geldi
Projenin birkaç günü okul içindeki grup çalışmalarıyla geçtikten sonra parkta gerçekleştirdiğimiz etkinlikler farklı bir atmosfer yarattı. Kapalı bir alandan çıkıp açık havada vakit geçirmek, etkinliklere daha rahat katılmamızı sağladı.
Bir yandan proje kapsamında verilen çalışmaları yaparken diğer yandan arkadaşlarımızla sohbet etme fırsatı bulduk. Bazen bir etkinliğin kendisinden çok, etkinlik öncesinde veya sonrasında kurulan sohbetler akılda kalıyor. Benim için park günü de biraz böyleydi.
Kültürel geceler: bir akşamda kaç ülke gezilebilir?
Erasmus+ projelerinde kültürel gecelerin ayrı bir yeri var. Çünkü o akşam sadece yemek yemiyorsunuz. Bir ülkenin müziklerini dinliyor, danslarını öğreniyor, geleneklerini duyuyor ve o ülkeden gelen insanların kendi kültürlerini nasıl anlattığını görüyorsunuz.
Özellikle Polonya kültür gecesi benim için oldukça akılda kalıcıydı. Polonya hakkında daha önce bildiğimden çok daha fazlasını öğrendim. Kültürlerini, geleneklerini ve günlük yaşamlarına dair birçok detayı katılımcıların kendi anlatımlarıyla keşfettim.
Birlikte üretmenin en eğlenceli hâli
Projenin sonlarına doğru daha yaratıcı çalışmalar da yapmaya başladık. Reels çekmek bunlardan biriydi. Birlikte video hazırlamak, fikir bulmak, kimin ne yapacağına karar vermek ve sonunda ortaya çıkan videoya hep beraber gülmek projenin daha eğlenceli taraflarından biriydi.
İlk gün birbirinin adını öğrenmeye çalışan insanların, son gün birlikte video çekmesi aslında geçen zamanın ne kadar hızlı olduğunu gösteriyordu. Başlangıçtaki çekingenliklerin yerini daha rahat bir iletişim almıştı.
Her deneyim kusursuz olmak zorunda değil
Elbette proje boyunca her şey mükemmel değildi. Bazı katılımcıların zaman zaman daha mesafeli davranması benim için kolay değildi. Sonuçta hepimiz farklı ülkelerden gelerek yeni insanlarla tanışmak ve yeni deneyimler yaşamak için oradaydık.
Ancak farklı insanlarla aynı ortamda bulunmak bana bunun da deneyimin bir parçası olduğunu gösterdi. Herkesin sosyal olması, aynı şekilde iletişim kurması veya aynı enerjiyi taşıması mümkün değil. Önemli olan, farklılıkların içinde kendi iletişim alanınızı oluşturabilmek.
10 gün sonra geride kalanlar
Projenin sonuna geldiğimizde geriye dönüp baktığımda, başlangıçta düşündüğümden çok daha fazlasını yaşadığımı fark ettim. Yeni bir ülke gördüm, yeni bir şehir keşfettim, farklı milletlerden insanlarla tanıştım, Polonya kültürü hakkında daha fazla şey öğrendim.
Birlikte çalıştım, ürettim, eğlendim ve yeni anılar biriktirdim. Belki de en güzeli, başlangıçta tamamen yabancı olan insanların birkaç gün içinde günlük hayatımın bir parçası hâline gelmesiydi.
Malacky’ye giderken orada beni nelerin beklediğini bilmiyordum. Dönerken ise telefonumda yeni fotoğraflar, aklımda yeni anılar ve hayatıma eklenmiş birçok yeni insan vardı.
Mind Matters Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları