Erasmus+ Deneyim Yazısı

Yeşil Bir Geleceğe Doğru: Selanik’te Green Is the Future Erasmus+ Deneyimim

10-18 Temmuz tarihleri arasında Selanik’te gerçekleşen Green Is the Future Erasmus+ projesi, sürdürülebilirlik, geri dönüşüm ve upcycle konularını merkeze alan; aynı zamanda farklı kültürlerden gençlerle birlikte üretmeyi, öğrenmeyi ve takım olmayı deneyimleten özel bir yolculuktu.

Green Is the Future 10-18 Temmuz Selanik, Yunanistan Sürdürülebilirlik
Green Is the Future Erasmus+ projesinden grup fotoğrafı

Green Is the Future projesine katılmak benim için yalnızca çevre hakkında yeni bilgiler öğrendiğim bir süreç olmadı. Aynı zamanda farklı ülkelerden insanlarla birlikte çalışmayı, büyük bir ekibin parçası olmayı ve farklı kültürleri yakından tanımayı deneyimlediğim çok özel bir hafta oldu.

Projenin daha ilk günlerinden itibaren kendi ekibimiz içinde hızlıca güçlü bir takım ruhu oluştu. Birlikte yaptığımız workshoplar ve aktiviteler yalnızca bizim grubumuzla sınırlı kalmadı; diğer ekiplerin de benzer etkinlikler düzenlemesine ilham verdi. Hatta bazı ülkelerden arkadaşlarımız, bu kadar kısa sürede farklı gruplarla nasıl kaynaştığımızı merak edip bize sordu.

Bu deneyimin en güzel taraflarından biri şuydu: Birlikte hareket etmek, çevremizdeki insanları da harekete geçirebiliyordu.

Selanik’le ilk karşılaşma

İlk gün sabah erken saatlerde Selanik’e ulaştık. Hostele giriş saatimizi beklerken bu zamanı şehri keşfederek değerlendirdik. Selanik sokaklarında yürürken hem şehri ilk kez tanıma fırsatı bulduk hem de ekip arkadaşlarımızla daha ilk günden iletişim kurmaya başladık.

Henüz ilk günden, farklı ülkelerden gelen bu kadar çok insanın bir araya gelmesinin nasıl bir deneyime dönüşeceğini merak etmeye başlamıştım.

Selanik’te Green Is the Future Erasmus+ proje sürecinden bir kare
Selanik, proje boyunca yalnızca bir şehir değil, birlikte öğrenmenin ve paylaşmanın mekânı oldu.

Tanışmalar, kültür geceleri ve ortak öğrenme

İkinci gün kahvaltının ardından Yunanistan ekibi ve koordinatörlerin hazırladığı tanışma aktiviteleriyle güne başladık. Oyunlar aracılığıyla birbirimizin isimlerini, hangi ülkelerden geldiğimizi, projeden beklentilerimizi ve endişelerimizi paylaştık.

Akşam ise ilk kültür gecemizi gerçekleştirdik. Türkiye, Hırvatistan ve Makedonya olarak ülkelerimizi tanıttık. Geleneksel yemeklerimizi diğer katılımcılara tattırdık, farklı ülkelerin yiyeceklerini denedik, dans gösterileri yaptık ve Türkiye hakkında soru cevap etkinlikleri düzenledik.

Kendi kültürümüzü farklı ülkelerden insanlara anlatmak ve onların kültürlerini keşfetmek, projenin başından itibaren kültürel paylaşımın ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

Sürdürülebilirlik üzerine birlikte düşünmek

Proje boyunca geri dönüşüm, küresel ısınma, atık yönetimi ve çevre dostu yaşam biçimleri üzerine birçok çalışma yaptık. Fransa ve Letonya ekiplerinin hazırladığı sunumlarda geri dönüşümün ne anlama geldiğini, küresel ısınmanın etkilerini ve farklı ülkelerde bu konulara nasıl yaklaşıldığını konuştuk.

Yalnızca sunum dinlemek yerine etkinliklere katılmak, konuları daha kolay anlamamı sağladı. Sürdürülebilirlik gibi günlük hayatımızın içinde olan konuların farklı ülkelerden gençler tarafından nasıl ele alındığını görmek oldukça öğreticiydi.

Birlikte zaman geçirmek, birlikte öğrenmek

Projenin ilerleyen günlerinde yalnızca atölyelerle değil, serbest zamanlarda da birlikte vakit geçirerek bağlarımızı güçlendirdik. Selanik’i keşfettik, sahile gittik, birlikte yemek yedik ve farklı gruplardan insanlarla daha doğal bir iletişim kurmaya başladık.

Projenin başında farklı gruplar hâlinde duran insanlar, birkaç gün sonra birlikte şehri gezen, sohbet eden ve zaman geçiren büyük bir ekibe dönüştü. Bu, proje boyunca kurduğumuz bağların ne kadar hızlı geliştiğini gösteren güzel bir deneyimdi.

Bu proje bana ne kattı?

Green Is the Future, benim için sürdürülebilirlik hakkında öğrendiklerimin çok ötesinde bir deneyim oldu. Farklı kültürlerden insanlarla aynı ortamda yaşamayı, büyük bir grubun parçası olmayı ve her gün farklı ekiplerle çalışmayı öğrendim.

Dil farklılığından kaynaklanan telaffuz sorunları yaşadığımız zamanlar oldu. Ancak zaman içinde birbirimizi daha iyi anlamayı öğrendik. Bu da bana farklı bir dili konuşmanın yalnızca kelimeleri doğru söylemekten ibaret olmadığını gösterdi.

Selanik’i keşfettik, Yunan yemeklerini tattık ve bir Türk olarak Atatürk’ün müzesini ziyaret etme fırsatı bulduk. Bu ziyaret benim için ayrıca anlamlıydı. Aynı zamanda Türkiye’yi temsil ettiğimiz kültür gecelerinde ülkemizi en güzel şekilde tanıtmaya çalıştık.

Green Is the Future bana yalnızca geleceğin yeşil olması gerektiğini değil, o geleceği birlikte kurabilmek için farklı insanlarla yan yana gelmenin ne kadar önemli olduğunu da gösterdi.

Selanik’ten ayrılırken aklımda tek bir düşünce vardı: Farklılıklarımız bizi ayırmak yerine, birlikte üretebildiğimizde bizi çok daha güçlü bir ekip hâline getiriyor.

Green Is the Future Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları

YKV Content:1850