Erasmus+ Deneyim Yazısı

Bir Çemberin İçinde: Mind Matters ile Kendimi ve Başkalarını Yeniden Keşfetmek

Mind Matters projesine ilk Erasmus+ deneyimimin heyecanıyla katıldım. Malacky’ye vardığımda bunun yalnızca psikoloji ve ruh sağlığı üzerine teorik bilgiler aldığımız bir eğitim olmadığını; birbirimizi dinlediğimiz, deneyimlerimizi paylaştığımız, farklı kültürleri tanıdığımız ve birlikte düşündüğümüz güçlü bir öğrenme alanı olduğunu fark ettim.

Mind Matters 11-20 Haziran 2024 Malacky, Slovakya Gençlerin Ruh Sağlığı
Mind Matters Erasmus+ projesinde katılımcıların birlikte olduğu bir an

Bir Erasmus+ projesine ilk kez katılacak olmanın heyecanıyla yola çıktım. Gitmeden önce Mind Matters başlığını gördüğümde projenin daha çok psikoloji ve ruh sağlığı üzerine teorik bilgiler içeren bir eğitim olacağını düşünmüştüm. Bu nedenle yola çıkmadan önce psikolojiyle ilgili İngilizce kelime dağarcığımı geliştirmeye bile çalıştım.

Fakat Malacky’ye vardığımda projenin aslında bana bambaşka bir şey sunacağını fark ettim. Bu bir sınıfta oturup bilgi dinlediğimiz bir eğitim değildi. Daha çok birbirimizi dinlediğimiz, deneyimlerimizi paylaştığımız, farklı kültürleri tanıdığımız ve birlikte düşündüğümüz bir alan oluşturuyordu.

Bazen kendimizi daha iyi anlamanın yolu, önce başka insanların hikâyelerini gerçekten dinlemekten geçiyor.

İlk Erasmus+ deneyimi

Daha önce hiçbir Erasmus+ projesine katılmamıştım. Bu yüzden ilk günlerde çevremde olup biten her şey benim için yeniydi. Farklı ülkelerden insanların aynı yerde buluşması, aynı odalarda kalması, yemek yemesi, oyun oynaması ve günler boyunca birlikte zaman geçirmesi bana oldukça farklı geliyordu.

İkinci gün birbirimizi tanımaya yönelik oyunlarla başladık. Özellikle ikili gruplar hâlinde yaptığımız bir etkinlik benim için oldukça anlamlıydı. Beş dakika boyunca karşımızdaki kişiyi dinledik ve daha sonra onu bütün gruba tanıttık.

Bir insan hakkında beş dakikada gerçekten ne kadar çok şey öğrenilebileceğini görmek ilginçti. Üstelik etkinliğin amacı yalnızca tanışmak değildi. Dinlemek üzerine de düşünmemizi sağlıyordu.

Mind Matters Erasmus+ projesinde tanışma ve grup çalışması
Projenin ilk günleri, yalnızca birbirimizi tanımakla değil, gerçekten dinlemenin ne anlama geldiğini düşünmekle geçti.

“Bora Bora” ve ortak bir dil

İlk günlerde oluşturduğumuz kurallar arasında benim için özellikle anlamlı olan bir detay vardı: “Bora Bora.” Ulusal kimliklerimizden gelen farklılıkları bir kenara bırakıp herkesin birbirini anlamasına önem vermek, projenin ruhunu çok güzel özetliyordu.

Çünkü burada herkesin ana dili farklıydı. Ama ortak bir dilimiz vardı: İngilizce. Benim açımdan bu durum ayrıca önemliydi. Proje boyunca çok az Türkçe konuştuğum için duygularımı ve düşüncelerimi İngilizce ifade etmeye daha fazla başladım.

Daha önce bir duyguyu Türkçe anlatmanın çok daha kolay olduğunu düşünürken, zamanla İngilizce olarak da kendimi ifade edebildiğimi fark ettim. Üstelik ikinci yabancı dilim olan Sırpçayı da katılımcılardan biriyle kullanma fırsatı buldum.

Kendimizi tanımaktan başkalarını anlamaya

Projenin ilerleyen günlerinde psikolog eşliğinde gerçekleştirdiğimiz oturum, benim için en fazla bilgi aktarımının olduğu çalışmalardan biriydi. Ruh sağlığı üzerine konuşmak, farklı insanların deneyimlerini dinlemek ve kendi düşüncelerimizi paylaşmak oldukça değerliydi.

Sonraki günlerde duygular üzerine gruplara ayrıldığımız çalışmalar da oldu. Küçük gruplarda konuştuğumuz konular zaman zaman oldukça derindi. Bence bu çalışmaların en önemli tarafı, insanların kendilerini ifade edebilecekleri bir alan oluşturmasıydı.

Bazen bir konu hakkında konuşmak için uzun bir eğitime değil, sadece güvenli bir çembere ve gerçekten dinleyen insanlara ihtiyaç duyabiliyorsunuz.

Bir parkta geçen sakin bir gün

Projenin en sevdiğim anlarından biri Malacky’nin parkında yürüyüş yaptığımız gündü. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir etkinlik gibi görünebilir. Ama gün boyunca yoğun konuşmaların ve grup çalışmalarının ardından doğada yürümek, arkadaşlarla sohbet etmek ve biraz yavaşlamak bana çok iyi geldi.

Ruh sağlığı üzerine bir projede doğanın da önemli bir yere sahip olduğunu yaşayarak görmek güzeldi. Bazen iyi hissetmek için çok karmaşık yöntemlere ihtiyaç olmadığını fark ettim. Bir parkta yürümek, arkadaşlarla konuşmak ve biraz nefes almak bile insanın zihnini değiştirebiliyor.

Tiyatronun içinde kendimizi görmek

Projenin en eğlenceli çalışmalarından biri, verilen senaryo ve yönergeler üzerinden tiyatro hazırladığımız etkinlikti. Gruplar hâlinde çalıştık, görev dağılımı yaptık ve kısa sürede ortaya bir performans çıkarmaya çalıştık.

Okul içinde bir tiyatro sahnesinin bulunması da etkinliği çok daha güzel hâle getirdi. Benim için asıl önemli olan sonuçtan çok süreçti. Bir tiyatro hazırlarken herkesin fikrine ihtiyaç duyuyorsunuz. Bir kişinin yazdığı fikir, başka birinin oyunculuğuyla, bir diğerinin yaratıcılığıyla birleşiyor. Sonunda ortaya tek bir kişinin değil, grubun ortak emeği çıkıyor.

Free day: haritada yeni bir şehir

Projenin altıncı günü free day’di. Katılımcılar Bratislava ve Brno olmak üzere iki farklı gruba ayrıldı. Daha önce Bratislava’yı gördüğüm için Brno grubuna katıldım. Sekiz kişi birlikte geçirdiğimiz bu gün, projenin en güzel anılarından biri olarak hafızamda kaldı.

Bir Erasmus+ projesinin size yalnızca bulunduğunuz şehri değil, yakınındaki başka yerleri de keşfetme fırsatı vermesi gerçekten güzel. Ancak benim için Brno’nun kendisinden daha önemli olan, o günü kimlerle geçirdiğimdi. Şehirde dolaştık, sohbet ettik ve birlikte vakit geçirdik.

Projenin kalbi: Mental Health Support Group

Mind Matters’ın benim için en anlamlı çalışması Mental Health Support Group oldu. Öncesinde bir form doldurduk ve günlük hayatımızda bizi zorlayan ya da mücadele ettiğimiz konulardan bize uygun olanları seçtik. Daha sonra benzer deneyimleri yaşayan kişiler küçük gruplara ayrıldı.

Hangi grubun hangi konu üzerine konuşacağı önceden açıklanmadı. Bu detay, gizliliğin korunması açısından önemliydi. Küçük bir çember oluşturduk. Yaklaşık yedi kişi, birbirimizi yargılamadan ve mümkün olduğunca açık bir şekilde konuşmaya çalıştık.

Konuşmalar ilerledikçe önemli bir şeyi fark ettim: Bazen en büyük desteğimiz aslında kendimiz olabiliriz. Bunun yanında bizi gerçekten anlayan insanların varlığı da çok değerli. O çemberde konuşulanların orada kalacağına dair güven, insanların kendilerini daha rahat ifade etmesini sağladı.

Her şey mükemmel değildi

Bir Erasmus+ deneyimini anlatırken yalnızca güzel anlardan bahsetmek kolay. Ama benim için gerçek bir katılımcı deneyimi, olumlu tarafların yanında geliştirilebilecek noktaları da söyleyebilmeyi gerektiriyor.

Bazı energizer etkinliklerinin grubun enerjisini yükseltmekten çok, elenen katılımcıların uzun süre kenarda beklemesine neden olduğunu düşündüm. Yoga ve journaling çalışmalarının da daha farklı tasarlanabileceğine inanıyorum. Bunlar projenin genel deneyimini olumsuzlaştıracak şeyler değildi. Hatta böyle noktaları fark etmek bile bir Erasmus+ projesinin parçası.

Kültürler arasında değişen bir bakış

Kültürel geceler de projenin unutulmaz anlarından biriydi. Türkiye, İtalya, Bulgaristan ve diğer ülkelerin kültürlerini tanıdık. Müzikler, danslar ve gelenekler üzerinden birbirimizi daha yakından tanıdık.

Benim için kültürel paylaşımın en önemli sonucu, Türkiye hakkında sahip olunan bazı kalıp düşüncelerin değiştiğini görmekti. Başka ülkelerden insanların Türkiye hakkında soruları vardı. Bazı düşüncelerinin eksik ya da yanlış olduğunu fark ettiler. Biz de onların ülkeleri hakkında sahip olduğumuz bazı önyargıları yeniden değerlendirdik.

Sonuçta kültürlerarası öğrenmenin yalnızca “ülkenizde hangi yemek meşhur?” sorusundan ibaret olmadığını anladım. Aynı odayı paylaşmak, birlikte yemek yemek, tartışmak, gülmek ve günlük hayatı paylaşmak insanları gerçekten tanımanın çok daha güçlü bir yolu.

Mind Matters’tan bana kalan

Mind Matters’a giderken çok büyük beklentilerim yoktu. Dönerken ise hayatımda yeni bir kapı açılmış olduğunu hissediyordum. Bu proje bana yalnızca ruh sağlığı hakkında düşünme fırsatı vermedi. Kendimi ifade etmeyi, aktif dinlemeyi, farklı insanların deneyimlerini anlamayı ve kendi düşüncelerime dışarıdan bakmayı öğretti.

İngilizce konuşma konusunda kendime daha fazla güven kazandım. Sırpçayı kullanma fırsatı buldum. Farklı ülkelerden insanlarla gerçek dostluklar kurdum. Türkiye hakkında bazı kalıp düşüncelerin değişmesine katkıda bulundum ve başka ülkeler hakkında kendi düşüncelerimi de yeniden değerlendirdim.

Ama belki de en büyük kazanımım, daha fazla Erasmus+ projesinde yer almak istediğimi fark etmekti. Hatta ileride kendi projemi yazma fikri bile bu süreçte daha gerçekçi görünmeye başladı.

Mind Matters benim için 11-20 Haziran 2024 tarihleri arasında gerçekleşip biten bir gençlik değişiminden çok daha fazlası oldu. Bana yeni insanlar, yeni bakış açıları ve yeni bir yön verdi.

Mind Matters Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları

YKV Content:1854