Erasmus+ Deneyim Yazısı

Müziğin Birleştirici Gücüyle Romanya'da: Social Inclusion for New Generations

Câmpina'da gerçekleşen Social Inclusion Next Generation 3.0 projesi, farklılıkların ve ayrımcılığın insanları birbirinden uzaklaştırmasına karşı müziğin nasıl ortak bir dil oluşturabileceğini deneyimlediğim bir Erasmus+ yolculuğu oldu. Farklı kültürlerden insanlarla iletişim kurarken yalnızca sosyal kapsayıcılığı değil, kendi sınırlarımı ve birlikte hareket etme biçimimi de yeniden düşündüm.

Social Inclusion Next Generation 3.0 Câmpina, Romanya Erasmus+ Gençlik Projesi
Social Inclusion Next Generation 3.0 Erasmus+ projesinden bir an

Erasmus+ projeleri benim için her defasında yeni bir ülke görmekten veya farklı insanlarla tanışmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Her proje, kendime ve çevreme biraz daha farklı bakmamı sağlayan yeni bir deneyim alanı oluşturuyor.

Social Inclusion Next Generation 3.0 projesi de benim için böyle bir deneyim oldu.

Romanya'nın Câmpina şehrinde gerçekleştirilen projede temel fikir, insanların farklılıkları ve ayrımcılık nedeniyle birbirinden uzaklaşmasına karşı müziğin birleştirici gücünü kullanmak ve farklı insanları ortak bir zeminde buluşturmaktı.

Farklı ülkelerden gelen katılımcılarla birlikte müzik, kültür, iletişim ve sosyal kapsayıcılık üzerine çalışmak benim için oldukça öğretici oldu.

Bu süreç boyunca yalnızca yeni bilgiler öğrenmedim. Kendi sınırlarımı, iletişim biçimimi ve farklı insanlarla birlikte hareket etme kapasitemi de yeniden keşfettim.

Câmpina'ya İlk Adım

Öğle saatlerine doğru Bükreş'e vardık. Buradan Câmpina'ya trenle geçtik. Yolculuk sırasında Romanya'yı ilk kez görmenin ve önümüzdeki günleri burada geçirecek olmanın heyecanını yaşamaya başladım.

Câmpina'ya ulaştığımızda proje ekibi bizi karşıladı ve konaklayacağımız otele bıraktı. Yolculuğun yorgunluğu nedeniyle günün geri kalanını dinlenerek geçirdik.

İlk günün daha sakin geçmesi hem yolculuğun yorgunluğunu atmamızı hem de önümüzdeki yoğun programa hazırlanmamızı sağladı.

Farklı İnsanlarla Ortak Bir Dil Bulmak

İkinci gün diğer katılımcılarla tanıştık ve proje kapsamında planlanan etkinliklere başladık.

Farklı ülkelerden insanların aynı ortamda bir araya gelmesi Erasmus+ projelerinin benim için en güzel taraflarından biri. İlk karşılaşmalarda herkesin farklı bir dili, kültürü ve iletişim biçimi olduğunu hemen fark ediyorsunuz.

Ancak zaman geçtikçe ortak bir dil bulmaya başlıyorsunuz.

Bazen bir kelimeyi bulmakta zorlandığım, bazen de anlatmak istediğim şeyi başka bir şekilde ifade etmek zorunda kaldığım anlar oldu. Bunun bir eksiklik değil, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğunu fark ettim.

İletişim kurabilmek her zaman aynı dili kusursuz konuşmak anlamına gelmiyor. Bazen önemli olan karşıdaki insanı anlamaya ve kendinizi anlatmaya devam etmek.

Farklı Bakış Açılarını Keşfetmek

Sonraki gün etkinlikler ve sunumlarla devam ettik. Projenin ana konuları olan sosyal kapsayıcılık ve ayrımcılık üzerine düşünürken farklı ülkelerden gelen insanların aynı konuya ne kadar farklı şekillerde yaklaşabildiğini gördüm.

Bir kişinin günlük hayatında sıradan gördüğü bir durum, başka bir insan için önemli bir ayrımcılık deneyimi olabiliyordu.

Bu durum bana bir konuyu gerçekten anlamak için yalnızca kendi deneyimlerime bakmamam gerektiğini gösterdi.

İnsanların yaşadıkları çevre, kültürleri ve sahip oldukları imkânlar onların bakış açılarını etkiliyor. Farklı insanları dinlemek ve onların deneyimlerini anlamaya çalışmak benim de düşüncelerimi yeniden değerlendirmemi sağladı.

İletişimin Sınırlarını Genişletmek

Farklı kültürlerden insanlarla aynı ortamda bulunmak her zaman kolay olmayabiliyor. Dil farklılıkları, iletişim tarzları ve kişisel alışkanlıklar zaman zaman küçük yanlış anlaşılmalara neden olabiliyor.

Ancak bunları deneyimledikçe daha sabırlı olmayı öğrendim.

Her şeyi ilk anda anlamak veya herkesle aynı şekilde iletişim kurmak zorunda olmadığımı fark ettim. Bazen sadece dinlemek, bazen tekrar sormak, bazen de farklı bir şekilde anlatmayı denemek yeterli olabiliyor.

Bu süreç bana iletişimde tek bir doğru yol olmadığını ve farklı insanlarla iletişim kurabilmek için esnek olmanın önemini öğretti.

Avrupa Birliği Projelerinin Arkasını Görmek

Bükreş gezisine hazırlanırken Avrupa Birliği projeleri üzerine sunumlar da gerçekleştirdik.

Erasmus+ projelerine katılan biri olarak Avrupa Birliği projelerini yalnızca katılımcı açısından değil, bu projelerin nasıl ortaya çıktığı ve insanlara nasıl fırsatlar sunduğu açısından da düşünmek benim için önemliydi.

Bir projenin yalnızca birkaç günlük etkinliklerden oluşmadığını daha iyi gördüm. Arkasında ihtiyaçlar, hedefler, farklı ülkelerden ortaklar, katılımcılar ve ulaşılmak istenen sonuçlar bulunuyor.

Bir projenin parçası olmak, aynı zamanda o projenin neden yapıldığını anlamayı da gerektiriyor.

Bükreş ve Avrupa Birliği Evi

Uzun zamandır beklediğimiz Bükreş gezisini gerçekleştirdik. Câmpina'dan ayrılıp Romanya'nın başkentini keşfetmek ve proje arkadaşlarımla farklı bir ortamda vakit geçirmek bize yeni bir enerji verdi.

Gezinin önemli duraklarından biri Avrupa Birliği Evi oldu. Burada Avrupa Birliği'nin çalışmaları ve projeleri hakkında daha fazla bilgi edinme fırsatı bulduk.

Erasmus+ gibi programların gençlere sunduğu imkânları düşündüğümde bu ziyaretin projenin ana fikriyle de bağlantılı olduğunu gördüm.

Çünkü sosyal kapsayıcılık yalnızca bir etkinlik sırasında konuşulan bir konu değil. Farklı insanların bir araya gelmesini, birbirini anlamasını ve ortak üretim yapmasını sağlayan projeler de bunun önemli bir parçası.

Social Inclusion Next Generation 3.0 projesinde katılımcılar
Farklı ülkelerden gelen katılımcılarla aynı ortamda bulunmak, sosyal kapsayıcılığı yalnızca konuşulan bir konu olmaktan çıkarıp doğrudan deneyimlenen bir sürece dönüştürdü.

Kültürü Sunumlardan Değil, İnsanlardan Öğrenmek

Kültürel akşam için hazırlıklara başladığımız günlerde etkinliklerimiz de devam etti.

Kültürel akşamlar Erasmus+ projelerinin benim en sevdiğim bölümlerinden biri. Çünkü ülkeleri yalnızca sunumlarla değil, müzikleri, yemekleri, dansları ve günlük yaşamları üzerinden tanıma fırsatı buluyorsunuz.

Bir ülkenin kültürünü birkaç slayttan öğrenmek mümkün değil. İnsanlarla sohbet etmek, onların müziklerini dinlemek, geleneklerini görmek ve kendi kültürünüzü onlarla paylaşmak çok daha farklı bir deneyim.

Hazırlık sürecinde ekip olarak birlikte hareket etmeyi de öğrendik. Herkesin farklı fikirleri vardı ve bunları ortak bir çalışmaya dönüştürmek için iletişim kurmamız gerekiyordu.

Müziğin Ortak Dili

Kültürel akşam ve konser hazırlıkları devam ettikçe projenin neden müziği merkezine aldığını daha iyi anlamaya başladım.

Farklı diller konuşan insanların aynı şarkıda buluşabilmesi gerçekten etkileyiciydi. Bazen bir kelimeyi bilmediğiniz halde bir müziğin ritmine eşlik edebiliyor, başka bir ülkenin şarkısını dinlerken kendinizi o kültüre biraz daha yakın hissedebiliyorsunuz.

Müzik, insanların farklılıklarını ortadan kaldırmadan onları aynı ortamda buluşturabiliyor. Bence sosyal kapsayıcılığın en güçlü taraflarından biri de bu.

Sahnenin Arkasındaki Ekip Çalışması

Konser yaklaştıkça hazırlıklarımız yoğunlaştı. Bir etkinliğin sahnede görünen kısmının aslında bütün sürecin yalnızca küçük bir bölümü olduğunu gördüm.

Prova, görev paylaşımı, iletişim ve zamanlama gibi birçok detayın birlikte düşünülmesi gerekiyordu.

Bazen bir kişinin yaptığı küçük bir iş bütün grubun çalışmasını etkileyebiliyordu. Bu nedenle yalnızca kendi görevimizi değil, grubun genel sürecini de takip etmek gerekiyordu.

Bu süreç benim için sorumluluk alma konusunda da öğretici oldu.

Müziğin Birleştirdiği Gün

Sonunda konser günü geldi.

Projenin başından beri konuştuğumuz müziğin birleştirici gücünü bu kez gerçek anlamda deneyimleme fırsatı bulduk.

Farklı ülkelerden, farklı kültürlerden ve farklı yaşam deneyimlerinden gelen insanların aynı etkinlikte buluşması oldukça etkileyiciydi.

Konser yalnızca projenin bir etkinliği değildi. Günler boyunca kurduğumuz iletişimin, birlikte yaptığımız çalışmaların ve paylaştığımız deneyimlerin bir sonucu gibiydi.

İnsanların farklılıkları olabilir ama ortak bir şey bulduklarında birlikte hareket edebilirler. Müzik de bunun için çok güçlü bir araç.

Vedalar ve Eve Dönüş

Projenin sonlarına geldiğimizde hem fiziksel hem de duygusal olarak sürecin bittiğini hissetmeye başladım.

İlk gün tanımadığımız insanlarla başlayan süreç, birkaç gün içerisinde birlikte yemek yediğimiz, etkinliklere katıldığımız, konuştuğumuz ve anılar biriktirdiğimiz bir arkadaşlık ortamına dönüşmüştü.

Bu nedenle vedalar biraz zordu. Ancak burada kurduğum ilişkilerin yalnızca proje süresiyle sınırlı olmadığını bilmek güzel bir duyguydu.

Câmpina'dan ayrılıp dönüş yolculuğuna başladığımızda proje sona ermişti. Fakat benim için asıl öğrenmenin bir kısmı da dönüş yolunda başladı.

Çünkü bir Erasmus+ projesinin etkisini yalnızca proje devam ederken değil, sonrasında günlük hayatınıza döndüğünüzde ve yaşadıklarınızı düşünmeye başladığınızda daha iyi fark ediyorsunuz.

Kendi Sınırlarımı Yeniden Düşünmek

Bu proje bana dil, müzik, kültür ve iletişim başta olmak üzere birçok konuda yeni deneyimler kazandırdı. Ancak en önemli kazanımım bunların biraz ötesindeydi.

Kendimle ilgili öğrendiğim en önemli şeylerden biri, sınırlarımı aslında büyük ölçüde kendimin belirlediğiydi.

Bazen yapamayacağımı düşündüğüm şeylerin önünde gerçek bir engel olmadığını, yalnızca zihnimde bir sınır oluşturduğumu fark ettim.

Farklı insanlarla iletişim kurmak, yabancı bir ülkede bulunmak, farklı kültürlerden insanlarla birlikte hareket etmek ve kendimi ifade etmek bana kendi kapasitemi yeniden görme fırsatı verdi.

Farklılıkları bir tehdit olarak görmek yerine bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirdiğimde çok daha fazla şey kazanabileceğimi gördüm.

Projeden Geriye Ne Kaldı?

Social Inclusion Next Generation 3.0 benim için yalnızca Romanya'da geçirdiğim bir proje olmadı.

Bu deneyim bana farklılıkların insanları ayırmak zorunda olmadığını, doğru iletişim kurulduğunda tam tersine insanları birbirine yaklaştırabileceğini gösterdi.

Müziğin insanları ortak bir noktada buluşturabileceğini deneyimledim. Farklı kültürleri tanıdım, yeni insanlarla iletişim kurdum ve yabancı bir dilde kendimi ifade etme konusunda daha fazla deneyim kazandım.

Ama en önemlisi, kendime koyduğum sınırları sorguladım.

Farklılıklarımız bizi birbirimizden uzaklaştırmak zorunda değil. Bazen bizi birbirimize yaklaştıran şey, tam da o farklılıkların kendisi olabilir.

Câmpina'dan ayrılırken yanımda sadece proje anıları değil; yeni arkadaşlıklar, yeni bakış açıları, gelişen iletişim becerileri ve kendi sınırlarımı yeniden düşünmemi sağlayan önemli bir deneyim götürdüm.

Sanırım bir Erasmus+ projesinden geriye kalabilecek en güzel şeylerden biri de tam olarak bu.

Social Inclusion Next Generation 3.0 Erasmus+ Proje Katılımcısı Yücel Kültür Vakfı Genç Sayfa Erasmus+ Deneyim Yazıları

YKV Content:1889